Kefaret Ceza mı Bir Nafile İbadet mi?

Birçok insan kefaret orucu tutmayı nafile bir ibadet olarak anlamakta ve iki ay peş peşe tutulan bu orucu çoşkuyla karşılamaktadır. Gerçekten kefaret orucu böyle midir?

Kefaret orucunun ne olduğuna kaynağına başvurarak cevap bulmak istedik. Bu da bize Saadet Asrı’nı bir nebze soluklama fırsatı verdi. Çünkü Efendimiz s.a.v.’in mübarek sözlerini nakleden o büyük sahabilerden biriyle karşılaştık. Onun naklettiği hadis-i şerifi vermeden önce biraz ondan bahsetmek istedik, bu yüce dinin kaynağı olan o günlerin hatırasına.

Kedicik babası

Meşhu sahabi Ebu Hüreyre r.a.’ın isminin müslüman olmadan önce Abduşşems, müslüman olduktan sonra da Abdurrahman olduğunu bilen pek az insan var. Biz onu hep Ebu Hüreyre olarak tanıdık. Devs kabilesine mensup bir Yemenli.

Read the rest of this entry »

Orucu nasıl tutmalıyız?

Muhterem Müslümanlar!

Cenab-ı Hak, insanı, zât-ı ilâhisine ibadet etmek için yaratmış ve birtakım kulluk vazifeleriyle mükellef tutmuştur. Bu ibadetler­den bir kısmı, içte başlayıp dışa doğru genişleyen; bir kısmı da mu­hitten merkeze doğru daralan hususiyetler arzetmektedir.

Nefse hakimiyetin en kesin çaresi, en emin yolu oruç tutmaktır. Cenab-ı Hak, okumuş olduğumuz âyet-i kerimede buyuruyor ki:

«Ey iman edenler, sizden evvelki (ümmet) lere yazıldığı gibi sizin üzerinize de oruç yazıldı (farz edildi). Tâ ki konmasınız» (1).

Gün sayısında, mevsim ve zamanlarda bazı farklar bulunmakla beraber bizden evvelki ümmetlere oruç farz kılınmıştı. Allahü Teâlâ onlara ihsan ettiği bu lütfü bize de ikram etti ve takva mertebesine ersinler diye, hicretin ikinci senesi, ümmet-i Muhammed'e orucu farz kıldı.

Read the rest of this entry »

İslamî Hizmet ve Faaliyetleri Yapanlarda Aranacak Şartlar

İslamî hizmet ve faaliyetleri, rastgele sıradan Müslümanlar değil, vasıflı ve ahlaklı Müslümanlar yapmalı ve yürütmelidir. Bunların başlıca özelliklerini sayıyorum:

1. Sahih itikatlı olacak, bid'atçi ve sapık olmayacak.

2. Musalli, yani beş vakit namazı kılan olacak.

3. İlmihali iyi bilecek.

4. Fâsık-i mütecâhir (büyük günahları açıkça ve küstahça işleyen) olmayacak.

5. Arivist (ikbal avcısı) olmayacak.

6. Mürüvvetli bir Müslüman olacak.

Read the rest of this entry »

İslâm’ı Nasıl Anlıyorum?

1. Ben bir mü'min ve müslimim. Mü'min olduğumda tereddüt ve şüphem yoktur.

2. İslâm'ı din ve dünya nizamı olarak kabul etmişimdir.

3. İslâm Allah katında tek hak dindir. Başka hak din yoktur. İslâm, hak din olmakta ortaklık kabul etmez.

4. İslâm'ın tarifi şudur: Allah'ın Resulü, Peygamberlerin sonuncusu ve en büyüğü olan Hazret-i Muhammed'in (Salat ve selâm olsun ona) Allah katından getirip hiç eksiksiz bütünüyle insanlığa bildirmiş olduğu dindir, dünya nizamıdır.

5. İslâm'ın temel kaynağı Allah'ın kitabı Kur'ân'dır. Peygamber Kur'ânın tamamını (bir harf bile eksik olmaksızın) insanlığa bütünüyle tebliğ etmiştir ve günümüze kadar korunarak gelmiştir.

Read the rest of this entry »

Komşuların huzurunu kaçırmayalım!

Rabbimiz “Allah sizin için evlerinizi bir huzur ve sükun yeri yaptı” buyurur. (Nahl, 80) Büyüklerimiz de huzur ve muhabbet bulunan yer manasında hane-i saadet, saadethane ifadesini kullanmışlar evlerimiz için. Evler, her türlü sıkıntıdan uzaklaştığımız, sükûna erdiğimiz sığınaklarımızdır ve elbette huzurumuza kimsenin gölge düşürmeye hakkı yoktur. Bu nedenle komşuluk adabı sandığımızdan daha önemlidir.

HOŞLANMADIĞIN ŞEYİ BAŞKASINA YAPMA

Hepimiz akşam eve varmayı gün boyu iple çeker, yemekten sonra ailemizle birlikte dinlenmeyi düşleriz.Kitap okumayı ya da yorgun olduğumuzdan dolayı erkenden uyumayı da arzulayabiliriz. Tam bu sırada birden üst veya alt kattan gelen tamirat sesiyle irkilmek kimsenin arzu edeceği bir şey değildir. Aynı şekilde müziğin sesinin fazlaca açılması ya da bir bebeğin çığlıklarla ağlaması da tadımızı kaçıracaktır.

Read the rest of this entry »

Söze sadakat gerekir

Sözünde durmak büyük bir erdemdir insan için. Zaten olgun ve yüce bir yaratılışı olan insanın fıtratında vardır “sözüne sadık” olması… Tabiri caizse insan; verdiği sözleri yerine getirdiği ölçüde insandır. Çünkü Hz. Adem’den (a.s) bu yana gelen tüm peygamberler, tüm ilahi dinler muhakkak sözüne sadık olmayı emreder biz insanlara. Nitekim Kur’an’ı Kerim’de Rabbimiz “…Verdiğiniz sözleri yerine getiriniz. Çünkü verdiğiniz sözlerden sorumlusunuz” (İsra, 34) buyurarak, biz kullarına bu işin basit bir meseleden öte, ciddi bir sorumluluk olduğunu hatırlatmıştır.

HAYATIN HIZI UNUTTURDU SÖZÜ

Sürekli bir koşuşturmanın içinde, hayatın hızına yetişmeye çalışırken bizler, maalesef zor oluyor sözümüze sadık kalmamız. Kur’an’da ve sünnette sıkça yer verilmiş olmasına rağmen çoğu zaman gözardı ediyoruz bu emri. Kaç defa “Söz, bak şu saatte durakta olacağım” deyip beklettik arkadaşımızı. Kaç kere “Seni bu akşam arayacağım” diye söz verip annemize, günün telaş ve yorgunluğu ile ertesi güne bıraktık onu aramayı da birçok işimiz gibi. Kaç kere “Bu gün ödevlerini yaparken yardım edeceğim” diye söz verip çocuğumuza; “Neyse yarınkine birlikte bakalım, bak ütü yapıyorum, daha bulaşık yıkayacağım” dedik.

Read the rest of this entry »

'ALLAH' kelimesinin gücü

Hollandalı bilim adamı ve psikolog Vander Hoven ALLAH kelimesini oluşturan harflerin sırrını bulduğunu açıkladı. Prof. Hoven'in hastalar üzerindeki araştırmasının sonucu ise şöyle..

Hollandalı bir psikolog olan Vander Hoven Kur’an okumanın ve ALLAH kelimesini tekrar etmenin hastalar ve sağlıklı insanlar üzerindeki etkilerini bulduğunu açıkladı.

Hollandalı bilim adamı ve psikolog Vander Hoven ALLAH kelimesini oluşturan harflerin sırrını bulduğunu açıkladı. Prof. Hoven'in hastalar üzerindeki araştırmasının sonucu ise şöyle..

Hollandalı bir psikolog olan Vander Hoven Kur’an okumanın ve ALLAH kelimesini tekrar etmenin hastalar ve sağlıklı insanlar üzerindeki etkilerini bulduğunu açıkladı.

Read the rest of this entry »

Endonezya Nasıl Müslüman Oldu?

Kendi halinde bir tüccardı. Bir gün kumaşları gemiye yükledi. Endonezya'ya gitti, oraya yerleşti. İşini orada devam ettirdi.

Kumaşları kaliteliydi. Tam da halkın aradığı cinstendi. Kendisi de kanaat sahibi bir insandı. Kazancı az olsun, temiz olsun düşüncesindeydi.

Bir gün geç geldi iş yerine. Eleman iyi bir kâr elde etmişti sattığı mallardan.
Merak etti, sordu:

- Hangi kumaştan sattın?
-Şu kumaştan efendim.
-Metresini kaça verdin?
-On akçeye.
-Nasıl olur?" diye hayret etti,
-Beş akçelik kumaşı on akçeye nasıl satarsın? Bize hakkı geçmiş adamcağızın. Görsen tanır mısın onu?

Read the rest of this entry »

İlk lobicimiz Müslüman bir ABD'li

ABD�eki Ermeni lobisinin Türkleri karalama kampanyalarına tek başına karşı koydu. Hem İslam�n yayılması hem de Osmanlı için büyük çaba harcadı.

Nisan ayı Dışişleri Bakanlığı çalışanları için dert ayıdır. Her yıl nisanda Ermeni diasporasının gündeme getirdiği soykırımı iddialarıyla sıkıntılı günler geçiren bakanlık çalışanları bu zaman diliminin kazasız belasız atlatılması için çalışır. Ermeni lobisinin güçlü olduğu ABD ve Fransa�a, kongre veya meclisten aleyhte bir karar çıkmaması için kimi zaman siyasî kimi zaman da ticarî ilişkiler kullanılır. Bu da olmazsa ülkedeki Türkiye yandaşı lobilerden (Musevi lobisi gibi) yardım istenir. Tüm bu çabaların sonunda o ay atlatılır ve bir sonraki nisan beklenir.

19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Türk-Amerikan ilişkilerinde önemli kilometre taşlarından biri haline gelen Ermeni meselesinin iç yüzünü Amerikan kamuoyuna bir türlü anlatamayan Türkiye�in yaşadıklarını bir zamanlar Osmanlı Devleti de yaşamıştı. Bir taraftan Anadolu�a açtıkları misyoner okulları ile Ermenistan� kurmak için genç kadrolar yetiştiren Protestan rahiplerin yalanları diğer taraftan bu ülkeye kaçan Ermenilerin iftiralarıyla boğuşan Osmanlı hariciyesinin durumu gerçekten içler acısıydı.

Read the rest of this entry »

PAPA SACMALARKEN HRiSTiYAN PROFESÖRL ER VE HRISTIYANLAR MÜSLÜMAN OLUYOR

Bütün dinlerin özü Islam dini, Allahin dininin orijinal versiyonudur.Önceki dinler de Allahindi ama o dinler virüslendi.Akli basinda olan, gercek dini arayan hristiyanlar Allahin orijinal dinini(harddsiklerine kalplerine)download ederek (indirerek) müslüman oluyorlar.

Bir tarafta papa sacmaliyor,bir tarafta dindaslari
Amerikalilar,ingilizler,Ruslar,orayaburayasaldiriyorlar.Aslinda onlar depresyondalar,dalalette(sapiklikta)lar. Fatiha suresinin sonunda da"veladdalliyn" denir ya...bizi sapitan hristiyan ve yahudilerin yoluna götürme ya Rabbi denir.

Onlara tek söylenecek sözümüz,sakin olun,elinizi vicdaniniza koyun ve katolik teolog(simdi müslüman)Prof.Dr.Schwarzenau gibi dogruyu itiraf edin.Günesi balcikla sivayamayacaksiniz. Bu din Allah"indir ve Allah c.c.onu koruyacaktir.Allah size de hidayet etsin.Anlasilan siz ortodokslarla Islam aleyhinde planlar pesindesiniz.Insallah o planlarinizi Allah cc kafaniza gecirecek ve dini Islami yüceltecektir.

Read the rest of this entry »

Gerçeğe Doğru - Aldulvahid Bruce Paterson'un Hidayeti

Yahudi ve Hıristiyan metinlerinde yapılan tahrifat nedeniyle bu dinlerde asıl kaybolmuştu. Düşündüm; ve yanlıştan yola çıkarak doğruyu bulmanın mümkün olamayacağına karar verdim. Hıristiyanlığı terk ettim. Sonrasında Doğu dinleri ve felsefeleriyle ilgilenmeye başladım. Uzunca bir süre Budist tapınaklarında meditasyon yaptım ve keşişlerle sohbet ettim. Meditasyonun bana hoş duygular yaşattığını itiraf etmeliyim. Fakat benim varoluş hakikatiyle ilgili sorularıma cevap vermiyordu. Aksine, bu konularda konuşmanın bile aptalca olduğu ve bu tür sorulardan kaçınılması gerektiği düşünülüyordu.

BENİM gerçeği arayış maceram birkaç yıl önce başladı. Özellikle varoluşumuzun ardında yatan gerçeği öğrenmeyi istiyordum. İnancım, hayatı doğru anlamanın bugün karşı karşıya olduğumuz dünyevî problemlerin çözümü için bir anahtar vazifesi göreceğiydi. Hıristiyan bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmiştim. Kitab-ı Mukaddes� okumaya ve sorular sormaya başlamıştım. Ancak ısrarlı sorularım karşısında rahibin bana söylediği tek şey, �nanmak zorunda olduğun için inanmalısın!�oldu. Bu yetmiyormuş gibi, Kitab-ı Mukaddes okumalarım sırasında çok açık çelişki ve yanlışlarla karşılaşıyordum. Kafam allak bullak oluyordu.

Read the rest of this entry »

Müslüman yol levhası gibi olmalı

* Müslüman yol levhası gibidir. Sizi arzu ettiğiniz yere götürür. Yol levhası olmak çok kıymetlidir. Çünkü Cehenneme götüren yol levhaları da çok var. Levhanın maddi değeri yoktur. Ama gösterdiği istikamet çok mühimdir.

* Allahü teâlâ bir kuluna hayır murat ederse, onun kalbine sevdiği kullarının sevgisini verir. Bir insanın ehli saadet mi ehli felaket mi olduğu buradan da anlaşılır. En sevdiği kul, Peygamber efendimizdir. Ehl-i sünnet âlimlerimiz, mezhep imamlarımız da Peygamber efendimizin vârisleridir.

* Rasgele su içmediğimiz gibi, rasgele kitap da okunmaz. Ehl-i sünnet itikadı temiz su gibidir. Ehl-i sünnet âlimleri bu suyu, içine pislik bulaştırmadan muhafaza ederek bize kadar ulaştırmışlardır.

Read the rest of this entry »

Müslüman hasreti çekilen insandır

* Müslüman demek, hasreti çekilen insan demektir. Bir kimsenin hasreti çekilmiyorsa, son nefeste imanı tehlikededir.

* Bir müslüman, bir müslümanın yanına, herhangi bir iş için, rahat gidemiyorsa, çekinerek gidiyorsa, o kendisinden çekinilen müslümanın son nefesinden korkulur.

* Güzel ahlak, kimseye yük olmamak, fakat herkesin yükünü çekmektir.

Müslüman hasreti çekilen insandır

* Müslüman demek, hasreti çekilen insan demektir. Bir kimsenin hasreti çekilmiyorsa, son nefeste imanı tehlikededir.

* Bir müslüman, bir müslümanın yanına, herhangi bir iş için, rahat gidemiyorsa, çekinerek gidiyorsa, o kendisinden çekinilen müslümanın son nefesinden korkulur.

Read the rest of this entry »

Kur'an Yaşayan Bir Mucize

John J. Dunne'nin hidayet öyküsü

KATOLİK BİR AİLENİN ÇOCUĞU olarak dünyaya geldim. Babam da böyle bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmiş. Annem ise gençlik yıllarında kendi isteğiyle katolikliği tercih etmiş birisiydi. Bu tercihi yapmasında annesini bir trafik kazasında kaybetmesi etkili olmuş. Babamla karşılaşana dek bir manastırda yaşamış. Evlendikten sonra her ikisi de kilise korosunda görev yapmaya başlamışlar. Yani, ailem oldukça dindardı. Pazarları kiliseye giderdik. Pazartesi öğleden sonra katolik eğitimi aldığımız derslere devam ederdik. Birkaç yıl içinde de kilise ayinlerinde görev alacak hâle gelirdik

İslâmla ilgili ilk hatıram, dokuzuncu sınıfta aldığım sosyal bilimler dersine kadar uzanır. Sınıf arkadaşlarımdan birine, "eğer bir gün katolik kilisesinden ayrılırsam, Müslüman olacağım,"dediğimi hatırlıyorum.

Read the rest of this entry »

Müslüman olan rahip!

Müslüman olan Amerikalı rahip Yusuf Estes anlattığı hidayet hikâyesinde ABD'de özellikle Katolik rahip ve vaizlerin İslâmiyet'e büyük ilgi duyduğunu ve hatta birçok rahibin İslâm üzerine doktora yapmakta olduğunu ifade ediyor.

Estes'e göre önyargısız rahiplerin İslâm hakkında genel kanaati olumlu yönde.

Şok edici bir haber - Meğer Müslümanlar, zaten İncil’e inanıyorlarmış...

O gün, 1991’in baharında, Müslümanların İncil’e inandığını öğrenmiştim. Şok oldum. Bu nasıl olabilirdi? Fakat bununla da kalmıyordu: Onlar İsa’ya da inanıyordu..

Müslümanlara göre de:

l Allah’ın sadık bir elçisi;

Read the rest of this entry »

Sponsorlu bağlantılar